Büyük bir şehirde yaşıyorsanız hava kirliliğinden tamamen kaçmak malesef mümkün değil. Özellikle trafiğin yoğun olduğu bölgelerde havada bulunan PM2.5 ve PM10 gibi partiküller, azot dioksit ve ozon gün boyunca ciltle temas ediyor.
Bunun cilt açısından önemsiz olmadığını artık biliyoruz. Güncel dermatoloji araştırmaları uzun süreli hava kirliliği maruziyetini oksidatif stres, inflamasyon ve cilt bariyerindeki değişikliklerle ilişkilendiriyor. Gerçek yaşam koşullarında yapılan çalışmalarda da daha yüksek partikül maruziyeti; daha düşük cilt nemi, daha belirgin pigmentasyon, pürüzlülük ve bazı yaşlanma belirtileriyle ilişkilendirilmiş durumda.
Peki bu durumda cildimizle ilgili ne yapmamız gerekiyor?
İyi haber şuki cilt bakım rutuninde yapılacak bir iki değişiklikle bu soruna karşı önemli ölçüde önlem alabiliriz. Özellikle günün önemli bölümünü dışarıda geçirdiyseniz akşam temizliğini atlamamanızı çok önemli.
Gün boyunca cildinizde yalnızca hava kirliliğinden gelen partiküller bulunmuyor. Sebum, ter, güneş koruyucu ve makyaj da bunlara eşlik ediyor. Bu partiküller cilt yüzeyindeki yağlarla birlikte tutunabiliyor. Bu yüzden temizlikle onları cildimizden uzaklaştırmamız gerekiyor. Ancak burda dikkat etmemiz gereken aşırıya kaçarak yüzünüzü mümkün olduğunca sert temizlemeye çalışmamalıyız. “Şehir kiri gözeneklerime girdi” düşüncesiyle sıcak su, peeling, yüz fırçası ve güçlü temizleyiciyi aynı anda kullanmak iyi bir fikir değil. Cilt bariyerinin bozulmasını, partiküllere karşı cildi daha savunmasız hale getirmesini istemeyiz.
Her zaman söylediğim gibi cilt temizliği etkili ama nazik olmalıdır.
Pratik olarak akşamları cildinizi rahat kullandığınız nazik bir yüz temizleyiciyle yıkayın. Makyaj veya suya dayanıklı güneş koruyucu kullanıyorsanız önce bunları çözen bir temizleyici, ardından nazik yüz temizleyicinizle ikinci bir temizlik yapabilirsiniz. Makyaj yapmadığınızda veya ürününüz tek aşamada kolayca temizleniyorsa "çift aşamalı temizlik" şart değil.
Unutmatın amaç cildi gıcır gıcır bırakmak değil; günün birikimini cilt bariyerini gereksiz yere zorlamadan uzaklaştırmak.
Güneş koruyucu hava kirliliğine karşı da önemli mi?
Güneş koruyucunun temel görevi UV ışınlarına karşı koruma sağlamak. Fakat şehir yaşamında bunun ayrıca önemli olmasının bir nedeni daha var: UV ve hava kirliliği birbirinden tamamen bağımsız hareket etmiyor.
Son yıllardaki araştırmalar partikül kirliliği ile UVA'nın birlikte oluşturduğu oksidatif stresin, tek başlarına oluşturduklarından daha güçlü olabileceğini gösteriyor. Bu etkileşim literatürde zaman zaman “photo-pollution” olarak adlandırılıyor.
Bu nedenle şehirde yaşayan biri için en anlamlı çevresel cilt koruma alışkanlıklarından biri hâlâ oldukça tanıdık: gündüz güneş koruyucu kullanmak.
Özellikle işe yürüyerek gidiyorsanız, gün içinde dışarı çıkıyorsanız veya pencere kenarında uzun süre çalışıyorsanız güneş korumasını yalnızca yaz tatiline ait bir ürün olarak düşünmeyin.