Ağustos biterken sık karşılaşılan bir durum var: Yaz boyunca rahat kullandığınız temizleyici birden yüzünüzü germeye, hafif nemlendiriciniz öğleden sonra yetersiz gelmeye veya haftada birkaç kez kullandığınız asit cildinizi daha fazla rahatsız etmeye başlayabilir.
Bu yalnızca bir his değil. Sıcaklık ve nem değiştikçe cildin su tutma kapasitesi, yüzeydeki yağ miktarı ve bariyer işlevi de değişebilir. Farklı mevsimlerde aynı kişileri izleyen araştırmalarda kış döneminde cilt neminin ve sebumun azalabildiği, ciltten su kaybının ise artabildiği tespit edilmiş.
Peki sizin için bunun anlamı ne? Eylül geldi diye alışverişe çıkmanız gerekmiyor. Önce cildinizin değişip değişmediğine bakın.
Rutini değiştirme zamanının geldiğini nasıl anlarsınız?
En kullanışlı gösterge aynadaki görüntüden çok temizlik sonrasındaki ilk 10-20 dakikadır.
Yüzünüzü her zamanki ürününüzle yıkadınız. Henüz başka bir şey sürmeden cildiniz belirgin biçimde geriliyor, ağız çevresi kuru hissediliyor veya yanaklarda hafif pullanma başlıyorsa yazın kullandığınız düzen artık yeterli gelmiyor demektir.
Başka bir sinyal de daha önce rahat kullandığınız ürünlerin batmaya başlamasıdır. Özellikle asit, retinol veya güçlü temizleyiciler sonrasında normalden uzun süren yanma, kızarıklık ve gerginlik oluşuyorsa bunu “ürün daha iyi çalışıyor” şeklinde yorumlamayın. Cildinizin tolerans eşiği değişmiş olabilir.
Böyle bir durumda ilk yapılacak şey yeni ürünler eklemek değil. Önce mevcut bakımın yoğunluğunu azaltın.
Örneğin yaz boyunca salisilik asidi haftada dört gece rahat kullanıyorsanız ve son günlerde yanaklarınız gerilmeye başladıysa haftada iki geceye inebilirsiniz. Sabah-akşam köpüren bir temizleyici kullanıyorsanız sabah temizleyiciyi atlayıp yalnızca ılık suyla yüzünüzü durulamayı deneyebilirsiniz.
Cildin verdiği küçük sinyalleri erken fark etmek, birkaç hafta sonra tamamen tahriş olmuş bir cildi toparlamaya çalışmaktan daha kolaydır.
Yazın kullandığınız hafif nemlendirici artık yetmiyorsa ne yapmalısınız?
Hemen en yoğun kış kremine geçmeniz gerekmiyor.
Önce aynı nemlendiriciyi temizlikten hemen sonra hafif nemli cilde uygulamayı deneyin. Bu basit değişiklik cilt yüzeyindeki suyun tutulmasına yardımcı olur. Dermatologların kuru cilt için temel önerilerinden biri de nemlendiriciyi cilt hâlâ hafif nemliyken uygulamaktır.
Buna rağmen yüzünüz birkaç saat sonra yeniden geriliyorsa bir sonraki adım ürünün yapısını değiştirmek olabilir.
Yazın kullandığınız çok hafif jel veya losyon yerine daha krem yapılı bir nemlendiriciye geçebilirsiniz. Özellikle iris, gliserin, hyalüronik asit gibi nem dengesine yardımcı bileşenler ile cilt yüzeyinden su kaybını azaltan yağlar ve oklüzif bileşenlerin birlikte bulunduğu formüller kuru dönemde daha konforlu olabilir.
Burada “kışın mutlaka yağlı krem kullanmalısınız” gibi bir kural yok. Yağlı ve akneye eğilimli cildiniz varsa daha hafif bir ürün hâlâ yeterli olabilir.
Doğru ürünün göstergesi oldukça basit: Nemlendiriciyi sürdükten birkaç saat sonra cildiniz rahat mı?
Cevap evetse sırf mevsim değişti diye daha yoğun bir ürüne ihtiyacınız yok.
Aktif içerikleri sonbaharda azaltmak gerekir mi?
Herkesin azaltması gerekmez. Fakat cildiniz daha kuru ve hassas hale geldiyse ilk azaltacağınız şey aktiflerin sıklığı olmalı; nemlendirici değil.
Bu ayrım önemli.
Retinol, salisilik asit veya glikolik asidi yaz boyunca sorunsuz kullanıyor olabilirsiniz. Hava değiştikten sonra aynı program yanma ve pullanma yaratıyorsa ürünlerin artık size uygun olmadığı sonucuna hemen varmayın. Önce sıklığı azaltın.
Sabah kullandığınız asitli temizleyici cildi germeye başladıysa daha nazik bir temizleyiciye geçin.
Birkaç hafta sonra cildiniz tekrar rahat hissediyorsa sıklığı yeniden artırmanız mümkündür.
Mevsimsel araştırmaların gösterdiği önemli noktalardan biri de burada devreye giriyor: Cildin irritanlara verdiği yanıt kış koşullarında güçlenebiliyor. Yani yazın rahat tolere ettiğiniz bakım yoğunluğunun daha serin ve kuru dönemde aynı konforu vermemesi şaşırtıcı değildir.
Duş ve yüz temizliğinde neyi değiştirmelisiniz?
Havalar soğuduğunda yapılan en yaygın hatalardan biri daha sıcak su kullanmaya başlamaktır.
Dışarıdan üşüyerek geldiğinizde sıcak duş çok iyi hissettirebilir; fakat kuru cilt açısından iyi bir alışkanlık değildir. Özellikle cildiniz gerilmeye başladıysa duşu yaklaşık 5-10 dakika ile sınırlamak ve sıcak yerine ılık su kullanmak daha doğru olur. Duştan çıktıktan sonra cildi ovalamadan kurulayıp nemlendiriciyi henüz hafif nemliyken uygulayın.
Aynı yaklaşımı yüzünüz için de kullanabilirsiniz.
Yüzünüzü sıcak suyla uzun uzun yıkamanız daha iyi temizlik sağlamaz. Ilık su ve nazik bir temizleyici yeterlidir.
Burada küçük ama etkili bir kontrol yapabilirsiniz: Yüzünüzü temizledikten sonra cildiniz “gıcır gıcır” ve gergin hissediyorsa bunu temizlik başarısı olarak görmeyin. Özellikle kuru mevsime geçerken bu his, temizliğin cildiniz için fazla güçlü olduğunun işareti olabilir.
Ev çok kuruysa nemlendirici tek başına yeterli mi?
Kalorifer veya klima kullanılmaya başladığında yalnızca dışarıdaki değil, evin içindeki hava da önem kazanıyor.
Sabah kalktığınızda dudaklarınız belirgin biçimde kuruyor, burnunuz ve cildiniz normalden kuru hissediyorsa ortam havası da buna katkıda bulunuyor olabilir.
Bu durumda bakım ürünlerini sürekli artırmak yerine ortamı da değerlendirin. Yatak odasında temiz tutulan bir soğuk buhar nemlendirici cihaz kullanmak kuru hava koşullarında yardımcı olabilir.
Ancak çoğu kişi için önce daha basit değişiklikler yeterlidir: duş suyunu ılıklaştırmak, cildi gereğinden fazla temizlememek, nemlendiriciyi düzenli kullanmak ve aktifleri cildin toleransına göre azaltmak.
Sonbahar bakımını yeni bir ürün koleksiyonu kurmak gibi düşünmeyin.
Cildiniz hâlâ rahat hissediyorsa hiçbir şeyi değiştirmeyin. Gerilme başladıysa önce temizliği yumuşatın ve nemlendirmeyi güçlendirin. Yanma veya pullanma başladıysa aktiflerin sıklığını azaltın. Hava daha da kurudukça gerekiyorsa daha iyi bir nemlendirci krem kullanın
Mevsime göre bakım yapmanın en kullanışlı hali budur: takvime değil, cildinizin verdiği sinyallere bakmak.