Uçağa bindiğinizde cildiniz alışık olmadığı bir ortama giriyor. Kabin nemi uzun uçuşlarda genellikle %20'nin altında kalıyor ve bazı uçuşlarda %10'un altına kadar düşebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, bunun ciltte, gözlerde, burunda ve boğazda kuruluk hissine yol açabileceğini belirtiyor.

Cilt üzerindeki etkisi de ölçülmüş durumda. Uzun mesafeli uçuşlarda yapılan küçük bir çalışmada, kabin nemi kalkıştan sonraki iki saat içinde %10'un altına inerken cilt yüzeyindeki nem de hızla azalıyor ve en belirgin değişiklik yanaklarda görülüyor.

Peki seyahat günü bakımınızı nasıl değiştirmelisiniz?

Uçuş günü normal rutininizi tamamen değiştirmeniz gerekmiyor

Seyahatten önce yapılabilecek en iyi şeylerden biri cildi gereksiz yere yormamak.

Sabah yüzünüzü her zamanki gibi nazikçe temizleyin. Cildiniz zaten kuruysa yoğun bir temizlik yapmayın. Ardından kullanıyorsanız alışık olduğunuz serumunuzu ve nemlendiricinizi uygulayın. Gündüz uçuyorsanız güneş koruyucuyla tamamlayın.

Burada özellikle alışık olduğunuz ürünler önemli. Seyahat sabahı yeni bir peeling, yeni bir retinol veya ilk kez kullanacağınız güçlü bir serum denemek için iyi bir zaman değil. Seyahat sırasında iklim, su, uyku düzeni ve kullandığınız ürünler zaten değişebiliyor. Rutini mümkün olduğunca tanıdık tutmak, cildinizde bir sorun çıktığında nedenini anlamanızı da kolaylaştırır. 

Kuru bir cildiniz varsa uçuş günü her zamankinden biraz daha yoğun bir krem tercih edebilirsiniz. Yağlı veya karma cildiniz varsa ağır bir krem kullanmak yerine; rahat kullandığınız nemlendiriciyi biraz daha cömert uygulamak yeterli olacaktır.

Uçakta yüz misti sıkmak gerçekten işe yarıyor mu?

Yüz misti uçuş bakımının neredeyse sembolü haline geldi. Fakat tek başına yüzünüze su püskürtmek, düşük nemli kabin ortamındaki asıl ihtiyacı tam olarak çözmez.

Cilt yüzeyine su eklemek geçici olarak ferahlatıcı olabilir; ancak hedefiniz bu suyun ciltte tutulmasına yardımcı olmaktır. Bu nedenle cildiniz uçuş sırasında belirgin biçimde gerilmeye başlıyorsa sürekli mist sıkmak yerine nemlendiricinizi ince bir kat halinde yeniden uygulamak daha anlamlıdır.

Pratik olarak kısa bir uçuşta cildiniz rahat hissediyorsa hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Altı, sekiz veya on saatlik bir uçuşta yüzünüz gerilmeye başladıysa ellerinizi temizledikten sonra ince bir kat nemlendirici uygulayın. Uçakta bakım yapmış olmak için bakım yapmayın. Cildiniz rahatsa bırakın rahat kalsın.

Uçakta bol su içmek cilt kuruluğunu çözer mi?

Burada çok yaygın bir yanlış bilgi var.

Kabin havasının kuru olması cildinizi ve mukozaları kurutabiliyor; fakat vücudun genel olarak susuz kalmasına yol açmıyor. 

Elbette uzun yolculukta normal su tüketiminizi sürdürün. Ancak “uçağa bindim, cildimin kurumaması için üç litre su içmeliyim” şeklinde düşünmeyin.

Cildin kabin havasına maruz kalan en dış tabakasındaki nem kaybını yalnızca daha fazla su içerek önleyemezsiniz. Bu durumda nemlendirici kullanmak daha doğrudan bir çözümdür.

Uçakta güneş koruyucu gerekli mi?

Gündüz uçuşunda, özellikle pencere kenarında oturuyorsanız güneş korumasını atlamayın.

Sabah güneş koruyucunuzu uyguladıysanız ve uçuş boyunca pencere gölgeliği kapalıysa sürekli yeniden ürün sürmek için endişelenmeniz gerekmez. Fakat uzun süre pencere yanında güçlü gün ışığına maruz kalıyorsanız veya uçaktan indikten sonra dışarıda vakit geçirecekseniz korumayı yenileyin.

Uçaktan indikten sonra cilde ne yapmak gerekir?

İlk refleksiniz peeling yapmak veya cildi “arındırmak” olmasın.

Özellikle uzun bir uçuşun ardından cildiniz kuru ve gerginse o akşam bakımınızı sade tutun. Yüzünüzü nazikçe temizleyin, normalde sorunsuz kullandığınız nemlendiricinizi uygulayın ve cildiniz belirgin biçimde hassassa peeling & asidik tarzı ürünleri o gece kullanmayın.

Uçuş sırasında düşük nem nedeniyle oluşan yüzeysel kuruluk ince çizgileri de daha görünür hale getirebilir. Düşük nem ortamlarını inceleyen insan çalışmalarında birkaç saat içinde ciltteki su miktarının azaldığı ve yüzey dokusunun değişebildiği gösterilmiş durumda. 

Dolayısıyla uçaktan indiğinizde aynada çizgileriniz daha belirgin görünüyorsa bunu birkaç saat içinde gerçekleşmiş kalıcı bir “uçak yaşlanması” olarak yorumlayıp geçiştirmeyin. Önce cildinizi nazikçe temizleyin sonra nemlendirin ve normal ortamına dönmesi için zaman tanıyın.

Seyahatin ilk birkaç gününde gittiğiniz yerin iklimine de bakın. Soğuk ve kuru bir yere gidiyorsanız daha yoğun bir nemlendiriciye, sıcak ve nemli bir iklime gidiyorsanız daha hafif bir nemlendiriciye geçiş yapın. 

Seyahat çantasına gerçekten ne koymalısınız?

Cilt bakımı için ayrı bir valiz hazırlamanıza gerek yok.

Yanınıza alışık olduğunuz nazik temizleyiciyi, nemlendiriciyi ve gündüz kullanacağınız güneş koruyucuyu alın. Dudaklarınız kolay kuruyorsa bir dudak balmı da oldukça işe yarar. Düzenli kullandığınız ve bırakmak istemediğiniz başka bir bakım ürününüz varsa onu da ekleyebilirsiniz.

Asıl amaç evdeki on ürünü minyatür şişelere doldurmak değil; seyahat boyunca cildinizin temel ihtiyaçlarını karşılayacak rutini sürdürebilmek.

Uçuş günü için hatırlamanız gereken dört şey yeterli: Cildi gereksiz yere yormayın, uçuştan önce nemlendirin, cildiniz gerilirse uçuş sırasında nemlendiriciyi tekrar uygulayın ve gündüz pencere yanında uzun süre kalıyorsanız güneş korumasını unutmayın.

Bundan fazlasına çoğu yolculuk için ihtiyacınız yok.